« Kategoriye geri dön: Yurtdışı Eğitim & Calışma, Amerika, Amerikada Master & Doktora

Intel ile Job Interview (2012)

18 Temmuz 2015

Taaa 21 kasim 2012 tarihinde (masterin ilk donemini bitirmek uzere oldugum aylarda) yazdigim, ama unuttugum bir sebepten oturu yayinlamadigim bir yazi vardi:

Bir kaç ay önce, bir mail grubunda gördüğüm Intel Santa Clara ofisine paid intern (C++ programmer) alınacak haberiyle harekete geçtim, orada çalışan bir Türke cover letter ve resumemi gönderdim. Saolsun çok yardımcı oldu. Yaklaşık 30-35 gün sonra, mail attığımı unutmaya yakın yazılım menajerlerinden bir tanesi benimle irtibata geçti ve benimle interview yapmak istediklerini belirtti, ajandama şöyle bir baktıktan sonra tamam olur, yapalım dedim.

Ardından bir kaç kere günü değiştirmek zorunda kaldık, son ertelenen tarihe tamam dedim fakat zaman çok dardı, nitekim 30 dakika geç kaldım. Geç kalacağımı anlayınca (caltraini 3 dakikayla kaçırdım) hemen 30 dakika geç geleceğim haberini verdim. Trenden indim, taksiye atladım, şoföre Intel’e demenin keyfini yaşadım.

Binaya girdim, görüşeceğim kişinin ismini verdim, lobide beklemeye başladım. Güzel bir atmosferi var, ayrıca kompleksin içerisinde “Intel Museum: Journey Through Decades of Innovation” bulunuyor, fakat buna göz atmaya vakit yoktu. Ayrica gördüğüm 10 kişiden 7’si ya pakistanlı ya da hindistanlıydı.

Menajer geldi, beni aldı, bir konferans odasına gittik. Başladık konuşmaya, kendimi tanıttım; neler yaptım, yapıyorum, gelecek planlarım neler, gibi konulardan bahsettim. Görüşmeyi yaptığım bu şahıs, 15-20 kişilik bir yazılım grubuna liderlik yapıyor. Varolan bir projeleri için intern (C++ programmer) arıyorlar. Bana bu projeyle alakalı detayları iletti, neler yapacağımı, kimlerle çalışacağımı anlattı. Bana neden bu pozisyon için uygun olduğumu düşündüğümü sordu, güzel güzel kendimi ifade ettim (bunu iyi yaparım). Ardından Intel’de çalışmanın getirilerinden bahsetti. Parlamak, öne çıkmak için bu pozisyonun çok iyi bir fırsat olduğunu söyledi. Hatta güzel bir motivational speech’te verdi. Kendisi 15-20 sene önce college’tayken Intel’de çalışmaya başlamış. Gençlik yıllarını, sabahlara kadar kod yazdığı geceleri, fırsatları nasıl değerlendirdiğini vs.. anlattı. Dinlemek oldukça güzeldi.

Bu şahısla vedalaştık, teknik sorular sormak üzere bir başkasını çağırmaya gitti. Genç bir mühendis geldi. Kısaca kendimi tanıttım, hangi programlama dillerinde ne gibi tecrübelerimin olduğundan bahsettim. Bana projeyle alakalı teknik detayları verdi, seçildiğim takdirde tam olarak ne yapıyor olacağımdan bahsetti.

Sıra sorulara geldi, bulunduğumuz salondaki koca beyaz tahtaya çıktım. Başladım sorularını cevaplamaya. Öğrendim ki bu tip firmaların mülakatlarda sorduğu sorular genel olarak veri yapıları ve algoritma analizleri dersinde öğretilen konulardan geliyor. Bende mülakattan önceki 2-3 günümü bunlara gözatarak geçirdim. Sorduğu sorularla alakalı kısa tüyolar vereyim: bir fonksiyon çağrıldığında bellekte neler olur anlat, bazı mimariler belleği yukarıdan aşağıya doldurur, bazıları aşağıdan yukarı, bunu nasıl anlarsın, global variable tanımlandığında bellekte ne olur, bunu tutan yapının adı nedir, stack yapısını kabaca anlat, queue yapısını implement et, queue’ya node ekleme çıkarma fonksiyonlarını yaz. Hemen hemen bir çoğunu doğru yanıtladım, ardından sana bir puzzle soralım dedi.

Soru şu: 3 maymun var, 8 şişe şarap var. Bu sekiz şişeden biri zehirli, zehirli şişeyi içen maymun 1 saat içerisinde ölür. Hangi şişenin zehirli olduğunu anlamak için 1 saatin var, bunu nasıl yaparsın? Aslında soru gerçekten basit, fakat o anın verdiği gerginlik, stres ve zaman baskısıyla çözüme birazcık geç ulaştım. Biraz ipucu istemek zorunda kaldım, yine de çözdükten sonra bravo çözdün dedi, ben de kibarlık yapıp hayır siz çözdünüz cevabını verdim. (Cevabı merak edenler için, 1. şişeyi 1. maymun, 2. şişeyi 2. maymun, 3. şişeyi 3. maymun, 4. şişeyi 1. ve 2. maymun, 5. şişeyi 1. ve 3. maymun, 6. şişeyi 2. ve 3. maymun, 7. şişeyi hepsi, 8. şişeyi kimse içmediği takdirde 1 saat içerisinde ölen maymunlara bakarak hangi şişenin zehirli olduğu anlaşılacaktır)

24 saat sonra manajer aradı ve beni uygun gördüklerini, kısa süre içerisinde job offer yapacaklarını söyledi, sevindim falan :D Bir gün sonra HR benimle irtibata geçti, intel.com/jobs adresinde profile yaratmamı istedi, bir kaç gün sonra da bir mail aldım, internet üzerinden yaklaşık 45 dakikamı alan bir form doldurdum, submit ettim.

Ne yazik ki bu guzel firsati degerlendirememistim, sebebi suydu; F1 vizesiyle gelen ogrenciler masterin ilk senesini (2 donem) bitirmeden hic bir sekilde kampus disinda calisamiyor. Ikinci donemden sonra da yalnizca part-time (haftada 20 saat) calisabiliyorlar.

Senelik 72 bin dolara tekabul eden, ogrenci icin bulunulmaz bu firsati kacirdik, elimizde olmayan sebeplerden, olsun, hatirliyorumda guzel bir tecrubeydi.

Şunlarada bir göz atın..

Comments

  1. Sonuna gelince ağlamaklı oldum 40 yıllık dram filmlerinden beter :) Bu arada yazım harika,kitap çıkarın alalım..

    Reply

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir