Anasayfa » Ayın Konusu, Ben Ingilteredeyken kategorisindesiniz, bilginize.

İng.’deki ilk günüm :o

Selmanh Yazdı. 24 Mayıs 2010 438 views Yorum Yok

Uzun süredir yazmak istediğim yazıma başlıyorum nihayet.

Hava alanına gidene kadar hiçbir heyecanım yoktu. Olması gerektigini düşünmeme rağmen yoktu. Ailemle vedalaştık, oturma salonuna geçtim. İşte o zaman değişik hisler içine girmeye başladım :D Neyse çok bahsetmiyorum bunlardan, gidecek olursanız tadarsınız :D

26 ocak oglen 2:05 te manchesterda olması gereken uçak, 3:30 gibi manchesterda oldu. Thy’den aldık bileti, aksilik çıkmasın diye, lakin 1 saat koltuk muhabbeti oldu. Nasıl olduysa 3-4 farklı bileti 3-4 farklı kişiye satmışlar. 1 saate anca sorunu çözebildiler biz de yola koyulduk.

Yukarıdan çok güzel görünüyor ingiltere, her yer yemyeşil. Manchester’da köy yeri gibi göründü başta gözüme. Çok büyük yeşil alanlar, küçük bir şehir merkezi. Ama öyle degil, gerçekten gezilcek birçok yer var. Anyway, vize kontrol noktasına geldik. Avrupa, avrupa olmayan diye ikiye ayrıldı. Bende görevliye sordum türkler nereli diye :D Avrupa olmayan dedi, vizeyi gösterdim geçtim.

İşte ilk sayılabilecek diyalogum:

Cebimde hiç pound bozuklugum yoktu, dövizciden hep kagıt aldık. İçeçek yada yiyecek birşey almam gerekti, tam hatırlayamıyorum. Döviz bürosu vardı havaalanı içinde, gittim yanına. Para uzattim, can you make it coins falan diyorum. 2 dakika anlatmaya uğraştım, baktım anlatamıyorum. Okey dedim vazgeçtim :D

Salford üniversitesinin bir hizmeti vardı, gelmeden once okulu haberdar edersen taksi yolluyorlar. Özel bir taksi firmasının standı var hava alanında, oraya gidip ismimi söyledim. Taksimin hazır oldugunu söyledi, beraber gittik.

İşte burada ilk ölümcül hata; arabaya sagdan binmeye çalıştım. Arabada vito tarzı oldugundan sagda tek kapı vardı, o da sürücü koltugu :D Şöföre baktım, güldü haliyle. Sorry deyip diger tarafa geçtim. Bilindiği üzere ing.’de direksiyon sagda :D Bunu unutmayın siz gittiğinizde.

30 dakika taksi yolculugunun ardından, yurda vardık. Recepsiyona ugrayıp elimdeki kağıtları gösterdim, okul numaram vs. Beni takip et dedi, yolda futbol sahası dikkatimi çekti. Perşembe günüydü ve okulun takım antremanı vardı (bunu tabiki sonradan ögrendim), ilerki haftalarda bende orada oynamaya başladım. Oynarken çogu zaman aklıma ilk geldigim gün uzaktan sahaya bakışım geliyor :D

Neyse görevli beni odama getirdi, bir kaç şey söyledi ve gitti. İşte o an fazlasıyla garip hissetim :D Küçük bir oda. Masa sandalye yatak dolap. Masanın üstünde welcome pack, içinde 3-5 şeker ile çikolata ve üniversite tanıtım broşürleri. Sessiz bir ortam.

Bavulumu yavaş yavaş açmaya başladım. Bilgisayarı açıp, internete bağlandıktan sonra annemlere haber vereyim de merak etmesinler dedim haliyle.

Fakat o da ne! Bilgisayarımın şarj aletini istanbulda unutmuşum! Kendime o kadar kızdım ki. Saga sola saldırmak geldi içimden, vazgeçtim :D Çok açtım ve evide aramam gerekiyordu. Dışarı çıktım, taksiyle gelirken yakınlarda subway görmüştüm. Oraya dogru yürümeye başladım. Sonradan anladım ki subway 4-5 dakikalık mesafedeymiş ama ben 20 dakikada yürüdüm oraya, daireler çizerek :D

Bir yandan da üstün kalite telefonumdan wireless açtım, şifresiz ag arıyorum, bağlanıp babamlara mail gönderecegim. İşte tam bu köşe de şifresiz bir ağ buldum ama çok yavaştı:

En yakın sokak lambasının dibinden. Tabi gece karanlıktı, gündüz vakti çektim bu fotoyu.

Hemen karşısında subway var buranın zaten. Oraya girdim, malum sandviç ekmegini seçiyorsun, içerigi söylüyorsun. 2-3 cümle kurduktan sonra, sen türkmüsün dedi :D Nasıl anladığını sordum, kendisi suriyeliymiş, türk aksanını anlayabiliyorum dedi. Afferin sana dedim içinden :D


Yurda dönerken telefon kulubesi gördüm, 1 kaç pound atıp iyi oldugumu söyledim evdekilere. Odama döndüm. Havlumu vs çıkarıp duş almak için aşağıya indim. Birde ne göreyim, yukardan geliyor su. Ben hep alışmıştım, su fırlatan şeyi elime alır onunla yıkanırdım. Ama şuan okadar alıştım ki, onceden oyle duş almaya alışmış olmam garip geliyor :D Birde suda garip bir koku vardı, böyle beklemiş su gibi, değişik birşey. Ama şimdi onu da farkedemiyorum, galiba hepten alıştım ben :D Ayrıca dolapta garip bir koku vardı hep, domuz eti diye düşünmüştüm ama şimdi o kokuyu da alamıyorum. Galiba ona da alıştım :D Tuvalet, buzdolabı, dondurucu vs ortak kullanım alanlarıydı.

Duş aldıktan sonra yattım uyudum. Okulun ilk haftası oryantasyon haftasıydı, biz yeni gelenler için. Okulu, şehir merkezini gezdik hep beraber. Bu tür etkinliklerle ilk haftaları geçirdik, insanlarla tanışmaya başladık. Başta ingilizcem çok tutuktu, şimdi biraz daha aştım diye düşünüyorum. Yine de tam anlamıyla akıcı konuşamıyorum, sağlık olsun :D

İnternetten şarj aleti siparişi verdim, tam 25 gün bekledim. Çinden orjinal sipariş vermiştim. Okadar süre gelmeyince bende ingiltereden ucuz birşey siparişi verdim. 3 günde geldi. Yani tam 1 ayı bilgisayarsız geçirmiştim. Belki bunun sosyalligime katkısı olmuştur :D

İşte ilk gün böyleydi :) Diğer yazılarıma ben ingilteredeyken kategorisinden erişebilirsiniz.

Öpüyorum, respect.

Edit: (aşağıdakileri yazmayı unutmuşum)

İlk gün birşeyler yemeye çıktıktan sonra hint marketine ugramıştım. Mr. muscle ve toz bezi aldım odayı silmek için, esyalarımın altına koymak için gazete aldım. Ve sarj aleti sordum, bir çok leptop için çok girişli vardı 35 pound’a almadan çıktım.

Etiketler:, , , , , , ,

--- Konuyla ilgili başlıklar;

Yorum Yap!

Trackback. RSS - Yorum beslemelerini al.

Kibar olalım, kirlilik yapmayalım. Yeşilde geçelim, kırmızıda duralım :)